İskender Baydar
2 Eylül 2018

SUÇLU AYAĞA KALK

Dünyanın en şanslı yönetimiydi bu yönetim.

Yılların yorgun ve doymuş kadrosu yenilenmiş, UEFA’nın koyduğu 65 milyon Euro maaş bütçesi içinde kalınarak 10 yeni isim transfer edilmiş, Igor Tudor ile olmayacağı geç de olsa görülünce Fatih Terim hamlesiyle muazzam bir hava yakalanmıştı.

Üstelik sermaye artırımı için tüm altyapı hazırlanmış, sıcak para sorunu büyük ölçüde çözülmüştü.

Tek sıkıntı, Dursun Özbek yönetimi ile taraftar arasındaki bağın bir türlü kurulamamasıydı… Özbek, seçimleri normal zamanında, yani Galatasaray’ın şampiyon olduğu mayıs ayında yapsa bu sıkıntıya rağmen muhtemelen yeniden seçilecekti. Ne var ki hiç kimsenin beklemediği şekilde erken seçim kararı alarak olası rakiplerini gafil avlamayı planlarken Mustafa Cengiz kısa sürede listesini oluşturarak seçimden galip çıkmayı başardı.

Üstüne bir de N’Diaye’yi Premier League’e satarak önemli bir gelir elde ettiler.

O dönemde, geçmişte Özbek yönetiminde profesyonel olarak görev almama rağmen, Twitter’dan da açık açık beyan ederek Cengiz ve ekibini destekledim. Ancak seçilmelerinin ardından kulübe emek verenler üzerinde uyguladıkları mobbing, kendilerini eleştiren üyeleri trol hesaplarının önüne atmaları, muhalif ilan ettikleri Galatasaraylılar hakkında ulu orta dedikodu yapmaları, kulübe ait resmi bir Twitter hesabını kişisel hesapları haline getirmeleri ve kulübe zerre katkısı olmayacak belediye ziyaretlerini dünyanın en önemli icraatıymış gibi onlarca fotoğrafla resmi hesaplardan paylaşmaları sebebiyle balığın baştan koktuğunu fark ederek eleştirdim…

Kazanılan 21’inci şampiyonluğun ardından, söz verdikleri gibi mayısta seçime giderek güven tazelediler. Bu konuda da haklarını hep teslim ettim.

Üç yıl için yeniden seçildiklerinde, eski hatalarından ders çıkartarak yeni bir anlayış ortaya koymalarını ümit ettim.

Ama ne yazık ki olmadı.

Her fırsatta eski yönetimleri suçlamak, ağdalı cümlelerle röportajlar verip bol keseden sallamak konusunda ısrarcı olmaya devam ettiler.

Geriye dönüp bakıyorum ne yaptılar diye?

Göğüs sponsoru “Üç daire parasına Galatasaray’ın göğsünü sattılar” dedikleri NEF hâlâ… Üstelik Emre Akbaba’yı da beğenmedikleri o sponsorun desteğiyle aldılar.

Sırt sponsoru eski yönetim döneminde gelen Garenta’nın yan markası olan ikinciyeni.com

Şorttaki Fluo kola çıktı, şort hâlâ boş.

Bir çorap sponsoru var yeni eklenen… O da yanılmıyorsam 1,5 sezon için sadece 400 bin Euro.

Fatih Terim ısrarla bir yedek kaleci, bir stoper, Gomis varken bile en az iki forvet istiyordu. Hiçbiri alınamadı.

Bugün Maicon-Ahmet ikilisinin, yavaşlıklarıyla Trabzon forvetleriyle adeta duvar pası yaparak yedirdikleri golleri izlerken hepimiz kahrolduk. Bunun tek ilacı olan Jason Denayer’i bile yeniden kiralayarak kadroda tutmayı başaramadılar.

Taraftarın büyük desteğiyle yönetime gelmişlerdi, şimdi olağanüstü genel kurula giderek lise mezunu olmayan Galatasaraylıların üyelik bedellerini iki katına çıkartma yetkisi istiyorlar.

Yıllardır aidatlarını ödemeyen 2 bini aşkın üyenin ihracından söz bile etmiyorlar.

Bu şartlarda Trabzon’dan 4 gol yediğimize şükredelim…

Ve kuralar çekildiğinde kolay diye sevinçten havalara uçtuğumuz Şampiyonlar Ligi D Grubunda daha beterinin başımıza gelmemesini dileyelim.

Tüm bu yaşananlara rağmen küskün müyüz?

Tabii ki değil.

En kötü günde bile küsmedik bu renklere.

Bir yenilgiyle de bu duruşumuz değişmez.

Milli maç arasından sonra evimizdeki Kasımpaşa maçında yine tribünde olacağız.

Yönetimi değil ama Fatih Terim ve oyuncularını son ana kadar desteklemeye devam edeceğiz.

Bu saatten sonra bu yönetimden tek beklentim var: Sorumsuz Belhanda’ya gösterdiği haklı kırmızı kartı, aynı pozisyonda Rodallega’ya gösteremeyen Fırat Aydınus’un bir daha Galatasaray maçı yönetememesini sağlamaları.

Yapabilirler mi?

Hiç sanmıyorum.