İskender Baydar
3 Kasım 2017

5 GOLÜN ARDINDAN

Yazacak çok şey var, bu nedenle lafı uzatmadan hemen başlayalım. Akşamlardan Cuma, gece uzun, kimseyi gereksiz yormayalım.

Galatasaray, olağandışı bir hakem yönetimine, daha doğrusu rezaletine sahne olan Trabzon karşılaşmasının ardından, akıl almaz bir yönetimsel sessizlikle geçen haftanın ardından, evinde Gençlerbirliği karşısına çıktı.

Ki o Gençlerbirliği son 5 deplasmanda ortalama 3 gol yiyen, ligde 17’nci sırada olan bir takımdı.

Birincisi, şayet kazanılan her maçtan sonra “Biz bu sezon şampiyon olacağız” diye iddialı demeçler veriliyorsa, haksızlığa uğranılan maçlardan sonra da birkaç kelam eden birileri çıkmalı Galatasaray’da.

Çıkmıyorsa, zor şampiyon olursun, biz peşinen söyleyelim.

Şunu da söyleyelim; Galatasaray hem Fenerbahçe hem Trabzonspor karşısında çok kötü oynadı. Bu nedenle puan kayıplarının tüm sorumluluğunu hakemlere yıkmak da haksızlık olur.

Sorunun bir de hoca ayağı var ki bence en önemlisi o…

Mevcut kadro, bir transfer sezonunda kurulmuş en iyi kadrodur; bu bir.

Emeği geçen herkesin eline sağlık…

Bu kadro, devre arası Drogba-Sneijder takviyeli kadrodan sonra bir hocaya teslim edilmiş en iyi kadrodur, bu da iki…

Ve bu kadronun Fenerbahçe, Trabzon maçlarıyla Gençlerbirliği maçının ilk yarısındaki kadar kötü oynamaya hakkı yoktur.

Şahsi fikrim; Tudor Galatasaray’ın hocası değildir.

Bu kadro Karabük’te olsa, Tudor bu kadronun hocası da değildir.

Tudor her şart altında 17’de 16 Aykut Efendi’den daha iyi olsa da söz konusu Galatasaray ise umarım ben yanılırım.

(Tüm bunları takım farklı kazanırken söyleyelim de ileride gerekirse kötü biz olalım…)

Gelelim maçın kısa özetine:

İlk yarıdaki kötü oyuna rağmen, defans oyuncuları Mariano ve Maicon’dan gelen goller, Galatasaray’ın hak etmediği kadar rahat gitmesini sağladı soyunma odasına.

Hep şuna inanırım: Forvet oyuncuları gol atar ama şampiyonu defans oyuncuları belirler.

Atılan goller bu açıdan da ekstra önemli ve umut verici.

Ayrıca;

İlk golde Gomis’in Mariano’ya asisti, son yıllarda bir forvet oyuncusu tarafından yapılan en güzel asistlerden biri olarak kayda geçti.

İkinci golde Belhanda’nın duran topta kestiği top müthişti. Ki bir önceki duran topta da benzerini yapmış, top direkten dönmüştü.

Bir söz de Sneijder giderken ortalığı yangın yerine çeviren taraftara:

Sneijder kariyer olarak Belhanda’dan daha iyi bir oyuncu. Ama gelen Belhanda, giden Sneijder’den çok çok daha iyi bir futbolcu, bu gözle bakıp ekstra sahip çıkmak lazım.

Bir tercih şansım olsa mesela, bara Sneijder ile gider sahaya Belhanda ile çıkardım.

Anladınız siz onu:))

Her neyse; Gomis ve Tolga’nın ikinci yarının hemen başında gelen golleri, ardından Gomis’in penaltısı ile milyonlarca Galatasaraylı hafta sonuna keyifle başlıyor.

Tek arzumuz bu keyfin Mayıs’a kadar sürmesi.

Sürmesi için de Başakşehir maçına kadar çok ama çok çalışması lazım Tudor’un.

Sizce de öyle değil mi?

Kalın sağlıcakla…