İskender Baydar
15 Şubat 2014

TAHT OYUNLARI

Eminim ki bu satırları okuyanların çoğu “Game of Thrones” ya da Türkçe çevirisiyle “TAHT OYUNLARI” dizisinin sıkı bir takipçisidir…

Değilseniz bile Google’a Sibel Kekilli yazın epey bir malumat edinirsiniz.

Şakayı bir yana bırakacak olursak; dizinin adı, yazar George R. R. Martin’in yedi kitaplık “Ateş ve Buzun Şarkısı” serisinin ilk romanından geliyor…

Serinin dünya çapında bir efsaneye dönüşmesinin temelinde pek çok unsur gizli…

Birincisi; fazlasıyla gerçekçi…

Savaşlar ve siyasi oyunlar sırasında yaşanan ihanet, çıkar çatışmaları, cinsellik, ayak oyunları, riyâkarlık izleyenlerin yüzüne tokat gibi çarpıyor.

İkincisi; kitapta ana karakterler izleyicilerin hiç beklemediği bir anda ölebiliyor. Boşluğu hemen bir başka karakter tarafından dolduruluyor… O dolduramazsa sıradaki geliyor.

Kitap birinin iyi ya da kötü olduğunu düşünmeye yönlendirmiyor hiç kimseyi. Okuyan herkes, kendi kişisel karakter özellikleri çerçevesinde değerlendiriyor kitapta anlatılan figürü…

Benim için içten pazarlıklı ve kötü olan bir karakter, bir başkası tarafından gayet işbilir ve iyi olarak tanımlanabiliyor.

Ya da birilerinin ölmesini arzuladığı kişi, başkaları tarafından kahraman ilan edilebiliyor.

Aslında hayatta ne varsa serinin içinde var:

Onurlu insanlar, gözü pekler, sinsiler, patavatsızlar, korkaklar, yardımseverler, yalakalar, yavşaklar, yandaşlar, karşıtlar, dalkavuklar.

Kısacası satır aralarını okursanız hayatın her alanına uygulayabilirsiniz seride yaşananları.

Hatta kendinizi biraz fazla kaptırırsanız, kitabın içinde eski patronlarınızı, çalışma arkadaşlarınızı, sevgililerinizi ve akrabalarınızı bile görebilirsiniz.

Malum; ilk kitabın adı “Taht Oyunları” demiştik yazının başında…

Bu başlığı Galatasaray’a uyarlayacak olursak, “TAHT OYUNLARI” safhası, Ünal Aysal’ın seçildiği ilk dönemdi…

Galatasaray karışmış, çıkış için arayışlar hızlanmış, Aysal ismi üzerinde uzlaşılmıştı.

Sonra ikinci kitaba, yani “KRALLARIN ÇARPIŞMASI” evresine geçildi.

Yönetimde, takımın başında ve takımın içinde çok güçlü figürler vardı. Çarpışmalar sertti ama başarı geldikçe yaşananlar sineye çekildi.

Böyle gitmeyeceğini herkes biliyor ve harekete geçmek için en uygun anı bekliyordu.

Ve erken seçimle birlikte üçüncü kitap “KILIÇLARIN FIRTINASI”nın kapağı açıldı.

İçeride yaşanan çatışmalar saklanamaz hale geldi. Hesaplaşmalar hız kazandı.

Tüm bunlara oyun dışında kalanların hırsları eklendi ve ortalık tam karıştı.

Hem Galatasaray’ın başarıları hem de Avrupa’dan men edilmeleriyle sonuçlanan şike süreci nedeniyle sıkıntılı günler geçiren rakipler için bu yaşananlar bulunmaz nimetti.

Fatih Terim’e Milli Takım teklifinin gitmesini sağlayacak ortamı hazırlamak, için için yanan sarayın alevler arasında kalmasına yetti de arttı bile.

Martin imzalı serinin dördüncü kitabı olan “KARGALARIN ZİYAFETİ” de tam bu noktada başladı.

Ardından beşinci kitap “EJDERHALARIN DANSI” safhası başladı…

Ortalık iyice kızıştı…

Yönetim içinde ve dışında, takım içinde ve dışında, saha içinde ve dışında sayısız senaryo vizyona sokuldu.

Bu sürecin çok ama çok zor olması bekleniyordu, öyle de oldu.

Dizide sık sık geçen “Winter is coming” ifadesi, bu dönemin habercisi gibiydi.

Her şey alt üst olabilir, Galatasaray içine sürüklendiği krizden çıkamayabilirdi.

Ama dizide kötülüklerin habercisi olan “Winter is coming”, Galatasaray için geleceğin müjdesi oldu.

Kış mevsiminin hoyratça İstanbul’u esir aldığı bir günde; daha doğrusu art arda iki günde gelen Juventus zaferiyle; serinin altıncı kitabı “KIŞ RÜZGARLARI”nı halen yazmakta olan George R. R. Martin’in bir adım önüne geçti Galatasaray.

Üstüne üstlük bir de kadroda reform hamlesi yaptı…

Pek çok kişi, “Galatasaray zaten aradaki puan farkı nedeniyle bu sezondan ümidini kesti. Önümüzdeki sezonların planlarını yapıyor” bile dedi.

İşin pek de öyle olmadığı ikinci yarının ilk maçlarıyla birlikte ortaya çıktı.

Peki; maceranın sonunda ne olacak?

Bu sorunun kesin bir cevabı yok maalesef…

Ancak, son iki yıldır Mayıs aylarında büyük sevinçler yaşayan tüm Galatasaraylılar’ın hayali, yedinci kitabın isminde gizli adeta:

“BAHAR RÜYASI…”