İskender Baydar
26 Mart 2014

KRİTİK GÜN 3 ARALIK

Bugünü daha iyi anlamak için biraz geriye gidelim; 3 Aralık 2013’te Galatasaray ile Gaziantep Büyükşehir Belediyespor arasında oynanan Türkiye Kupası 4’üncü Tur maçına uzanalım…

Hani Galatasaray’ın ölüp ölüp dirildiği, rakibini penaltılarla güç bela elediği maçı hatırlayalım…

Tüm Galatasaraylılar elenirsek rezil oluruz endişesi yaşamıştı… Oysa keşke elenseydi o maçta Galatasaray

Malum; o turda Fenerbahçe Fethiyespor’a elendi; Beşiktaş da Bucaspor engeline takıldı…

Kıyamet falan da kopmadı…

Galatasaray’ın, zaten Avrupa kupalarına da alınmayan en güçlü iki rakibi tüm konsantrasyonlarını Süper Lig’e çevirdi.

Yönetimdeki sıkıntılarını aşamayan, yeni hocayla tam olarak uyuşamayan ve zaten neredeyse geçen sezonun sonlarından beri içten içe kaynayan takımdaki çöküş o günlerde ivme kazandı.

Bu kadar parçalanmış bir yapı, üç kulvarda yarışmanın fiziksel ve zihinsel yükünü kaldıramadı…

Oyuncular arasındaki sorunlar aşılacağına daha da derinleşti…

Ne Mancini fark edebildi bunu ne de yönetim.

Üstüne üstlük Türkiye Kupası yolunda, elindeki iki alternatif oyuncusunu da kaybetti Galatasaray…

Bruma Tokatspor, Aydın Yılmaz Elazığspor maçında sakatlanarak sezonu kapattı.

Devre arasında yapılan transferlerin çözüme değil umuda yönelik transferler olması nedeniyle arzulanan kadro derinliği de yaratılamadı.

Ve sadece 7 günde, önce Şampiyonlar Ligi’ne, sonra da oynadığı futbol itibariyle Süper Lige havlu attı Galatasaray…

Son olarak da Bursaspor beraberliğiyle kupa macerasını zora soktu…

Galatasaray, 3 Aralık’ta Kupa dışında kalsa hiçbir şey olmazdı.

Ama bugün, elinde sadece o hedef kaldığından sıkıntı büyük.

Üstelik 2004-2005 sezonunda Olimpiyat Stadı’nda Fenerbahçe’yi 5-1 yendiği finalden bu yana kupayı alamadığı düşünülürse daha da büyük.

Yoksa Türkiye Kupası’nın bir önemi kaldığına inanmayanlardanım…

İlk 4’e giremeyecek takımlara kısa yoldan Avrupa kapılarını açması dışında çok bir değeri yok.

Galatasaray Kupa’yı kazansa kasasına girecek para 2 milyon dolar.

Kupa’ya ulaşmak için oynaması gereken 13 maçta, sadece maç başı olarak futbolcularına ödemesi gereken para 2 milyon Euro.

Kupa primi bu rakama dahil değil…

Futbola gelecek olursak…

Ortada maalesef futbol adına gelinebilecek bir durum yok.

Futbolcuların gollere bile birlikte sevinmediği, Hoca’nın maç sonunda “Ben bavulumu toplamaya hazırım, siz tazminatımı hazırlayın ufaktan” dediği bir maçın ardından futbol konuşulabilir mi!

Aşağıdaki fotoğraflara bakınca sıkıntıyı daha net görmek mümkün!