İskender Baydar
28 Aralık 2017

TEŞEKKÜRLER…

20 Ocak’ta yapılacak Olağanüstü Seçim Genel Kurulu öncesi tüm Galatasaraylıların merakla ve daha iyisi olur mu diye umutla beklediği Yönetim Kurulu listeleri, 29 Aralık Cuma günü saat 18.00’e kadar teslim edilecek.

Şu an için ortada iki aday var: Başkan Dursun Özbek ve Mustafa Cengiz.

Tüm adaylara başarılar dilemek gelenektendir ancak kamuoyunda listelere gireceği konuşulan isimler Galatasaray camiasını ve tribünlerini heyecanlandırmaktan uzak görünüyor.

Hatta daha radikal bir söylemle, yenisinin eskisinden iyi olup olmayacağı bile tartışma konusu.

Şimdilik daha fazlasını yazmayıp kesin listeleri bekleyelim ve Galatasaraylılar olarak çok uzun zamandır ihmal ettiğimiz bir konuya geri dönelim: Teşekkür etmek…

***

İlk teşekkürüm Cengiz Özyalçın’a…

Galatasaraylı eski futbolcu, diş hekimi, Kadıköy Belediye Başkanı, milletvekili, üç dönem Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi ve son dönemde İkinci Başkan.

Maalesef görev aldığı bu dönem özellikle sportif anlamda başarısız bir dönemdi.

Cengiz Özyalçın; sevgili Cengiz Ağabey, yaşanan durumdan duyduğu rahatsızlıkla sık sık kendini öne atıp ortamı sakinleştirmeye çalıştı.

Yoğun baskı altında bazen söylemlerinde hata da yaptı ama Galatasaray terbiyesinden, beyefendi kimliğinden asla taviz vermedi. Her zaman sükûnetle ve asaletle her soruyu cevaplandırdı.

Geçmişteki Galatasaray’ın günümüzdeki temsilcisiydi.

Her türlü değerin erozyona uğradığı günümüz trendlerinin kurbanı oldu ve bu seçim öncesinde listede yer almamak için Başkan’dan affını istedi.

Affetmek büyüklüktendir; umarım Cengiz Ağabey beni, bizi, hepimizi ve tüm genç Galatasaraylıları affedebilir çünkü onlardan aldığımız emaneti iyi temsil etmekten büyük bir hızla uzaklaşıyoruz maalesef.

“Galatasaray” denildiğinde gözleri dolan adamları bile üzmeyi başarıyoruz.

Yazıklar olsun bize.

***

İkinci teşekkürüm Tarık Taşar’a…

Kamuoyunda adı geçmeyen, hemen hemen hiçbir fotoğraf karesinde görünmeyen bir Yönetim Kurulu üyesiydi Taşar.

Bu onun bilinçli tercihiydi.

Belki de Cengiz Özyalçın’ın uğradığı türden haksız linçlerden kendini sakınmak istedi.

Gözlerden uzakta kulüp için aralıksız çalıştı.

Ekonomik sebeplerle sponsor bulmanın iyiden iyiye zorlaştığı bir ortamda kulübe çok önemli katkılar sağladı.

İlk günden beri ağır bir şekilde eleştirilen ama tamamlandığında Galatasaray’ın lehine sonuçlanacağına yürekten inandığım Riva, Florya, Kemerburgaz’daki yeni tesisler gibi konularda Başkan Özbek ile birlikte en çok emek sarf eden isimlerin başındaydı.

Daha fazlasını yazmayacağım çünkü kendisinden söz edilmesini hiç sevmeyen biri.

Sadece bir Galatasaraylı olarak teşekkürü bir borç biliyorum Tarık Taşar’a.

***

Ve Eşref Alaçayır…

Belki de son günlerin en çok tartışılan ismi.

Onun da yönetimde yer almayacağı söyleniyor.

Son olarak “Eğer Fatih Terim gelirse kendimi yakarım” dediği iddiasıyla özellikle sosyal medyada adeta linç edildi.

Birincisi; kulüpte Terim’in gelmesini savunanların başındaydım, ben böyle bir sözünü duymadım.

İkincisi; Eşref Alaçayır eğer bu lafı ettiyse bile masada, herkesin önünde etmiştir.

Benim için makbul olmayanlar, herkes gittikten sonra Başkan’ın kapısını tıklatıp “Aman Terim gelmesin” diyenlerdir.

Ayrıca Eşref Alaçayır, geçmişte sadece profesyonel avukatların takip ettiği kulüp aleyhine davalara bizzat katılarak kulüp adına önemli faydalar da sağlamıştır, bunu da belirteyim.

Teşekkürler Eşref Ağabey…

***

Tüm bu teşekkürlerin ardından güncel duruma dair bir cümleyle yazıyı bitireyim:

Listelerden hiç mi hiç umutlu değilim; Galatasaray’a yakışanın Mayıs ayında yeniden bir seçime gitmek olduğuna inanıyorum.

Ve bunun yılın son yazısı olduğunu düşünerek tüm Galatasaraylılara “Mayıslar bizimdir” diyeceğimiz Sarı-Kırmızı bir yıl diliyorum.

Kalın sağlıcakla…