İskender Baydar
27 Ekim 2014

TEŞHİS VE TEDAVİ

Pazar gecesinden beri neler konuşuluyor ekranlarda?

Ne yazılıp çiziliyor gazete sayfalarında?

Nasıl isyan ediliyor evde, işte, okulda?

“Prandelli derhal gönderilsin” deniliyor…

Tamam, gönderelim…

“Burak, Selçuk, Veysel, Dzemaili, hatta birkaç futbolcu daha kadro dışı bırakılsın” diye haykırılıyor…

Ona da tamam…

Sahadaki oyuna, ruha, mücadeleye bakınca elbette ki bu talepleri dillendirenlerin yerden göğe kadar hakkı var…

Ama benim sormak istediğim, tartışmaya açmak istediğim bambaşka bir soru var: “Tüm bu konuşulanları yaparsak sorun çözülecek mi?”

Gelin isterseniz daha geniş bir açıdan bakıp hep birlikte ele alalım bu konuyu… Ve Galatasaray adına doğruyu arayalım…

Mesela “Alman Köylüsü” lakabı uygun görülen Joachim Löw kovulduğunda sorun çözülmüş müydü Fenerbahçe’de?

“Yeniköy Kasabı” olarak adlandırılan Del Bosque’yi göndermekle dertlerinden kurtulabilmiş miydi bir çırpıda Beşiktaş?

Ya da sahaya mektup yollayan Roberto Mancini’yle yollarını ayırarak bu sezona iyi başlayabildi mi Galatasaray?

Mesela geçmişte yaşananlara baktığınızda şu soruya cevabınız ne olurdu: “Gerçekten Guus Hiddink miymiş Türk Milli Takımı’nın tüm sorunu?”

ARDA, CEYHUN, AMRABAT

Bir de başka açıdan bakalım isterseniz…

Galatasaray’da oynadığı son sezonda, performansıyla kendi taraftarınca bile haklı olarak eleştirilen, resmen göbekli bir futbolcu haline gelen Arda Turan, nasıl oldu da İspanya’da başarılı oldu?

Nasıl fit, filinta gibi bir futbolcuya dönüştü?

Nasıl oldu da Atletico Madrid’in UEFA Avrupa Ligi’ni kazanmasında, La Liga Şampiyonluğu’na ulaşmasında, Şampiyonlar Ligi’nde final oynamasında en önemli rollerden birini oynadı takımı adına?

Ya da biraz daha yakın zamana gelelim dilerseniz…

Burada adeta ‘persona non grata’ ilan edilen Ceyhun Gülselam, Bundesliga 7’ncisi Hannover 96’da çoğu maçta ilk 11 oynuyor…

O Hannover 96 nasıl olup da Galatasaray’ı İstanbul’da 4-0’la geçen Dortmund’u, üstelik deplasmanda yenip dönüyor?

Galatasaraylılar İstanbul’da Dortmundlu oyunculara sadece 3 faul yaparken, Ceyhun’un Dortmund maçının 89’uncu dakikasında çift sarıdan kırmızı kart gördüğünü de hatırlatalım…

Yine bu sezon başında, adeta tribün-kulübe işbirliğiyle bir kez daha İspanya’ya yollanan Nordin Amrabat’ın, La Liga’da 7’nci sırada olan Malaga’da haftanın futbolcusu seçilmesi tesadüf mü?

Rayo Vallecano’yu 4-0 yendikleri maçta 1 gol atan, 2 de asist yapan ve Marca Gazetesi okurlarının yüzde 62’sinin oyuyla sahanın en iyisi seçilen Faslı oyuncu, neden benzer bir performansı Galatasaray’da hiç gösteremedi?

Burada yerden yere vurulan Amrabat hakkında, İspanyol spor yazarı Roberto Morales’in söylediklerine de bir kulak:

“Geçtiğimiz sezonki iyi futbolu ve bitmek tükenmek bilmeyen mücadelesi onu yine bu takıma getirdi. Amrabat geldiğinden bu yana yine kimseyi hayal kırıklığına uğratmadı. Tribünler onu her hareketinde alkışladı. Tüm gol pozisyonlarının içinde vardı. Juanmi’ye yaptığı asist enfesti. Amrabat’ta Malaga’nın umutlanmasına öncülük edecek bir karakter var…”

Bizde hiç böyle bir yazı yazılabildi mi Amrabat hakkında?

TABİİ Kİ DROGBA VE BRUMA

Ve Drogba…

Bizde yaşı itibariyle artık iş yapamayacağına kanaat getirilen Drogba’nın, Premier League’de, hem de Chelsea gibi güçlü bir takımda forma şansı bulmasına ne demeli?

Peki ya Bruma?

Dünya yıldızı olacağı umuduyla dünyanın parasına alınan Bruma…

Muhtemelen Real Madrid ya da Bayern Münih’e gitmiş olsa şu anda dünyanın yarısı ondan söz ediyor olurdu…

Bizde ise zerre gelişmediği gibi adeta her geçen gün geri gidiyor…

ÖNCE TEŞHİS, SONRA TEDAVİ

Evet; örnekleri çoğaltmak mümkün…

Yapılması gereken önce sıkıntının kaynağını bulmak…

“Oynatamayan mı Cesare Prandelli, oynamak istemeyen mi futbolcular” sorusunu doğru olarak cevaplandırmak…

Eğer futbolcular oynamak istemiyorsa bunun arkasında dış etkenler var mı; bunu belirlemek…

Maç sonrası yazımda “Yarın çok geç” demiştim.

O yazıya buradan ulaşabilirsiniz:

http://www.iskenderbaydar.com/yarin-cok-gec/

Yanlış anlaşılmasın; bu fikrimden geri adım atmış değilim.

“Yarın” derken kastım asla Pazartesi günü değil, mümkün olan en erken gündü.

Ve bunun için de maalesef fazla zamanı yok Galatasaray’ın…

Ne yapacaksa hızlı ve doğru yapmalı; çok da gecikmeden neşteri vurmalı yönetim…

Hatta gerekirse hastalıklı bünyelere narkoz bile vermeden bunu yapmalı…

Ve asla yanlış bir adım daha atmamalı…

Çünkü artık daha fazla yanlışa tahammülü yok ne Galatasaray’ın, ne de Galatasaraylıların…