İskender Baydar
18 Nisan 2018

TÜRKİYE’DİR GALATASARAY

Maç takvimi açıklanmadan belirlenen iş takvimi gereği, geçen Pazar günü Ali Sami Yen yerine Denizli’nin yolunu tutmak durumunda kaldım…

Uçak saatini maça yetişecek şekilde ayarlayabildiysem de yaşanan 1 saate yakın rötar sıkıntı yarattı açıkçası…

Denizli’ye iner inmez bir taksiye atladık ve ilk sorumuz “NEREDE MAÇ İZLEYEBİLİRİZ VE AYNI ZAMANDA GÜZEL YEMEK YİYEBİLİRİZ?” oldu.

Şoförümüz Mustafa mekân ismi söylüyor, biz ortakla internetten telefon numarasını bulup arıyoruz ama gel gör ki hiçbirinde yayın yok.

Oteli arıyoruz orada da yok.

Vakit iyice daralıyor, biz de soruyu basite indirgiyoruz: “NEREDE MAÇ İZLEYEBİLİRİZ?”

Galatasaraylı çıkan şoförümüz Mustafa, “Abi bizim evin orada bir kahve var, dev ekranlarda izliyoruz” deyince rotayı direkt oraya çeviriyoruz.

Ve maça 5 kala hedefe ulaşıyoruz.

Kahve dediğin yerin bir kapalı mekânı, bir arka, bir de yan bahçesi var. İkisinde projeksiyon, birinde dev ekran mevcut… Oturma kapasitesi rahat 200 kişi civarında.

Biz iç mekâna konuşlanıyoruz.

İlk yarı malûm; Galatasaray, “İki karış boyu var, türlü türlü huyu var” olarak tabir edebileceğimiz rakipteki bazı oyuncuların tahriklerine rağmen oyunun hâkimi. Ne var ki beklenen, arzulanan gol gelmedikçe sahada gerilim, tribünde ve ekran başındaki milyonlarda stres artıyor.

İlk 45 dakikanın bitiş düdüğü çalar çalmaz bir sade kahve söyleyip kendimi bahçeye atıyorum.

Kahveci siparişi getirince, “Abi Galatasaray-Fenerbahçe maçlarını görsen burada ayakta yer bulamazsın” diyor.

O an kabaca etrafa bakıyorum. Galatasaray-İBFK maçını izleyen yaklaşık 130 kişi var mekânda.

Merak edip, “Bu hafta diğer maçlarda kaç kişi vardı” diye soruyorum.

Gülerek, “Fenerbahçe maçında 11, Beşiktaş maçında 14” cevabını veriyor.

Maç izleme bedeli adam başı 10 kâğıt olduğundan sayılar kesin.

Kahvecinin verdiği sayı, ‘hangi takımın ne kadar taraftarı var’ gibi bir veriye temel olmaktan çok uzak tabii ki…

O konuyla ilgili çok daha kapsamlı araştırmalar mevcut.

Ancak şurası da kesin: Rakip takımların taraftarı, 10 TL verip maçlarını izlemeye bile gitmiyor çünkü hiçbiri Galatasaray taraftarı kadar takımının şampiyon olacağına inanmıyor.

Bu inanç, Başakşehir karşısında sahaya da yansıdı… İkinci yarıda Mariano’nun sezona damga vuran şutu ve son anlarda Adebayor’un kafasından sekerek ağlarla buluşan topla, Galatasaray, sonuna kadar hak ettiği maçı 2-0’la aşmayı başardı.

***

Geçen hafta Gençlerbirliği maçında oynanan kötü oyun ve son dakikada gelen golle alınan yenilgiye rağmen binlerce kişinin Fatih Terim ve oyuncularını karşılamak için havalimanına gitmesi, yine aynı şekilde derbi öncesi yapılan açık idmana 28 bini aşkın taraftarın koşması ve Ali Sami Yen’in her maçta tıka basa dolması bu inancın göstergesi.

Bunda en önemli pay, Fatih Hoca’nın camia ve taraftar nezdinde yarattığı sıcak iklim ve güven ortamına ait…

Terim, geçmişte elde ettiği başarılarla “İmparator” unvanını almıştı.

Bence artık o unvanın bir adım ilerisinde… O artık “Bilge İmparator…”

Maç öncesi ve maç sonrası verdiği demeçler bunun kanıtı.

Eskiden soru sormaktan korkulan bir Terim vardı; artık her soruyu, hiçbir polemiğe meydan bırakmayacak kadar net bir üslupla cevaplayan bir Terim var.

Fatih Hoca, gereksiz kişiler ve olaylar hakkındaki sorular karşısında bile öfkelenmeden, kendinden gayet emin bir tavırla, Galatasaray’ı Galatasaray’ın ait olduğu yerde konumlandıran ve gereksizleri hak ettiği yere indiren bilgece cevaplar veriyor.

Maçlar oynanmadan “Galatasaray şampiyon olacak” diyemem. Ancak böylesine kenetlenmiş bir takım ve taraftarı ardına alan Galatasaray’ın şampiyon olacağına inanıyorum.

Haftalardır bu inançla her yazımın sonunda #Hedef21 diyor ve kalan maçlar için geri sayım yapıyorum…

Ve şunu biliyorum: Artık yolumuz çok daha kısa…

#Kaldı5

***

Son bir not… Hatta çok daha fazlası…

Galatasaray’ın önünü kesmek için bu hafta olduğu gibi Pazar-Çarşamba-Cumartesi olmak üzere 6 güne 3 maç koysalar da…

Suni takımın hakeme posta koyan şımartılmış oyuncularına kart göstermeyip bir de devlet eliyle sırtlarını sıvazlasalar da…

Rakip takım yöneticilerini tribünde yaptıkları ahlâksızca hareketlere rağmen PFDK’ya sevk etmeseler de…

Bazı takımların etik olmayan bir şekilde oynayacakları rakiplerin yıldız oyuncularına kamuoyu önünde açık açık kanca atmalarını görmezden gelseler de…

Tüm bu gerçekler apaçık ortadayken, sırf Galatasaray’ı sindirmek için ve sadece tweet attı diye Galatasaray Sportif A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Burak Elmas’ı cezalandırmaya kalksalar da…

“Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” tezahüratından rahatsız olsalar da…

Kendilerine şu dizeleri hatırlatmak istiyorum:

Hep oyunlar senaryolar;

Sustuysak bir yere kadar;

Aklınızdan çıkartmayın;

TÜRKİYE’DİR GALATASARAY