İskender Baydar
2 Haziran 2018

UMARIM

Çocukken bana hangi okula gitmek istersin dediklerinde, henüz 6 yaşında Cerrahpaşa Çukurbostan’da, Galatasaraylı olan amca oğlumun pazardan aldığı formanın da etkisiyle “Galatasaray’da” derdim.

Öyle bir yer var mıydı ya da neredeydi bilmiyordum, var olan tek gerçek iki renk ve bir efsaneydi: Sarı Kırmızı En Büyük Galatasaray.

Büyüdüm; Avcılar gibi İstanbul’un o dönemki varoşu olan bir yerden çıkıp Galatasaray’ı kazanmayı başardım.

Bir yandan okudum, bir yandan Spor Sergi’den Ali Sami Yen’in eski, yeni açık; kapalı, numaralı neresi varsa dolaştım.

Sonrasında, 22 yıl gazetecilik serüveni, 3 yıl iletişim danışmanlığı kariyerinin ardından Galatasaray için çalışmak da nasip oldu.

Zor bir dönemdi… Başarılara alışmış ama sorunları görmezden gelmiş bir camianın yükünü üstlenmemiz gerekti.

Yettiğimiz kadar, dayanabildiğimiz kadar yüklendik; sağlımızı kaybetmeye başladığımız noktada da bıraktık.

Kim ne yapmış, kim Galatasaray’a ne vermiş, ne almış alt alta sıralarız ama boş.

TV’yi yeniliyoruz diyerek kulübe 300 bin Euro harcatıp sadece 8 plazma TV üstüne bir yazlık ve bir tekne alanların yeniden işe alındığını da gördük.

Muhabirken zirvelere taşınıp eşini dostunu kulübe sokan; kulübün sponsorunun içeceklerini eşin dostun kafesine taşıyıp, kovulduktan sonra açtığı web sitesinin manşetlerini başkan adaylarına satanları da gördük.

O başkan adaylarının onların karşısında nasıl muzaffer durduklarını da…

Oysa tüm bunların dışında bir dünya var.

Dün talihsiz bir kazada kaybettiğimiz Özkan Aksu gibi onlarcasının yaşadığı…

Hani filler tepişir çimenler ezilir derler ya onlar Galatasaray’ın çimenleri…

Dışarıdan çok havalı duruyor değil mi Özkan’ın üstlendiği görev: GSTV Koordinasyon Yöneticisi…

Çalanları işe alanlar utanmasa da ben buraya maaşını yazmaya bile utanıyorum Özkan’ın…

Kulübün feriştahı olan genel sekreterlik yeterince şoför tahsis etmediği için, en uzakta oturan olarak yaptığı işin dışında servis de atıyordu Özkan…

Beylikdüzü’nden yola çıkıp Avcılar’dan kameramanı, Bahçeşehir’den spikeri, Kayabaşı’ndan sesçiyi alıp işe geliyor, akşam bu güzergâhın tam tersini yapıyordu.

Sadece o mu?

Onun gibi daha nice canını ortaya koyarak çalışan var Galatasaray’da.

Ama sorun şu ki her yönetim kendisi için çalışanları zirveye taşıyacak.

Kimilerine göre dün ben de onlardan biriydim.

Bana göre asla olmadım ama düzeltmeyi de anlatmayı da başaramadım.

Umarım bir anlatan çıkar.

Ve umarım Türkiye’dir Galatasaray derken Türkiye’nin yanlışlarına kaptırmayız kendimizi…

Yine umarım ki o sahtekarları sadece kullanmıştır dün ve bugün göreve gelenler.

Olur da bu sahtekarlara görev verecek olurlarsa bu kadar zarif olmam; bilsinler..