İskender Baydar
9 Aralık 2014

VASATLAR ÜLKESİ

Yine herkes maçı yazacak, ben farklı bir şey yazayım bari…

Yoksa Sinan’ın kötü oynadığını, Tarık’ın yetersiz kaldığını, Bruma’nın sahada kaybolduğunu, Semih’in döküldüğünü, Alex’in sırrının çözülemediğini, Hamza Hoca’nın oyuncu tercihlerinin Arsenal karşısında ofsayta düştüğünü yazmak için futbolu bilmeye gerek yok.

Daha geniş bir açıdan bakalım manzaraya…

Renault Clio almak için Mercedes’in herhangi bir modelinden daha fazla para verir misiniz?

Salak değilseniz vermezseniz…

Ama futbolda vermek zorundasınız…

Hatta Türkiye’de pek çok sektörde bunu yapmak zorundasınız…

Mesela sadece birkaç gün önce, Şehir Tiyatroları’nın başına eski bir güreş hakemi ve eski bir zabıta müdürü olan bir zat getirildi.

İnsan olarak iyidir, kötüdür bilemem ama CV’si bile bu işin ehli olmadığını göstergesi…

Ülkede tiyatrocu mu kalmadı ki o isim tercih edildi?

Kesinlikle hayır…

Tek tercih kriteri yandaşlık olunca bu tür sonuçlar kaçınılmaz hale geliyor.

Ve ülke akıl almaz bir hızla vasata teslim oluyor.

Futbolda da durum farksız…

Bugün iyi bir scout ekibi Tarık Çamdal’ın parasına iki sağ bek, iki de sol bek alır…

Ama yabancı sınırı koyarsan alamazsın…

Bugün herhangi bir Galatasaraylıyı çevirip sorun; Arsenal karşısında maaşını Galatasaray’ın ödediği, sadece 1,5 yıl önce Real Madrid karşısında harikalar yaratan 31 yaşındaki Eboue’yi mi görmek isterdi sahada, 23 yaşındaki Tarık’ı mı?

Cevap Eboue olur kesinlikle…

Yüksek bonservis bedeline transfer olması Tarık’ın da suçu değil bu arada…

Gelelim maça…

Galatasaraylı futbolcular Mancini’yi 90 dakika boyunca taktiğe bağlı kalmalarını istedikleri için, Prandelli’yi de çok yoğun fiziksel yükleme yaptığı için sevmediler.

Hamzaoğlu’nu seviyorlar ama onun verdiği özgürlüğü değerlendirirken de defans yapmayı unutuyorlar maalesef…

Bu Akhisar karşısında sorun yaratmasa da Arsenal karşısında duvara çarpıyor…

İlk yarıda ortaya çıkan skor da, Galatasaray’ın kötü oynamasından çok defans yapamamasından kaynaklandı zaten…

Ama iyi-kötü oyun değerlendirmesi yapmadan önce Galatasaray’ın oynadığı Arsenal’e de bakmak lazım…

Hocası ipin ucuna gelmiş, ligde dökülen bir takım Arsenal…

Galatasaray karşısına da pek çok yıldız oyuncusundan yoksun çıktı…

Kalecisi Wojciech Szczesny 24 yaşında, ilk 11’de yer alan Calum Chambers 19, Hector Bellerin 19, Alex Oxlade-Chamberlain 21, Aaron Ramsey 23, Joel Campbell 22, Yaya Sanogo 21 yaşında…

İkinci yarının başında oyuna giren Ashley Maitland-Niles ile Gedion Zelalem henüz 17 yaşında bile değil…

Dolayısıyla topyekûn bir yenilgi var Arsenal karşısında…

Ülkeyi bu hale getirenler yenildi…

Ülke futbolunu yönetenler yenildi…

Galatasaray’ın transfer politikası yenildi…

Hocası, oyuncusu yenildi…

Bu şartlar altında “Haydi gelin bu sorunu el ele çözelim” demek fazla ütopik ve naif bir yaklaşım…

IQ’su düşük futbolcular gibi “Önümüzdeki maça bakacağız demek” tek çare ne acı ki…

Galatasaray’ın halen Türkiye Ligi’ni rahat rahat sürükleyecek gücü olduğunu bilmek Galatasaraylılar için bir teselli olsa da, ülke futbolu adına bu durum çok daha vahim aslında…