İskender Baydar
26 Ekim 2014

YARIN ÇOK GEÇ

Maçın 41’inci dakikasıydı…

Galatasaray rakip kalenin sol tarafından korner kullanıyordu.

Olcan Adın topun başına gitti… Ceza sahasına doğru baktı… Hareketlenen kimse göremeyince bir süre bekledi ve topu yanı başında bekleyen Selçuk İnan’a yuvarladı.

Selçuk topu stop etti, yaklaşık 2 saniye hiç kımıldamadan durdu ve topu yeniden Olcan’a verdi.

Bir süre de Olcan öylece durduktan sonra tekrar Selçuk’a pas attı.

Selçuk, karşısındaki rakip olduğu halde bir süre durdu, sonra topu sağa doğru 30-40 santim çekip ön direkte kalecin ellerinde eriyen kötü bir orta yaptı.

Zaten iyi bir orta da yapsa ceza sahasında hareketlenen pek Galatasaraylı yoktu; hepsi elleri havada ‘Bana at, bana at’ diye bağırarak oldukları yerde duruyordu.

Rakip defansın bu şartlar altında gol yiyebilmesi ancak golü kendi kalesine atmasıyla mümkün olabilirdi.

Galatasaraylı oyuncuların ilk yarı sonuna yansıyan istatistikleri de sahada şahane durduklarının kanıtı gibiydi.

Rakibin en çok koşan 5’inci oyuncusu kat ettiği 5721 metre mesafeyle, Galatasaray’ın 5653 metreyle en çok koşan oyuncusundan daha çok koşmuştu.

Bu arada Galatasaray ilk yarıda yanılmıyorsam yüzde 65’e yüzde 35’le topa daha çok sahip olan, daha çok pas yapan takımdı.

Bu üstünlüğün oyuna ve skora yansımaması da top ayaklarındayken ya durmalarından ya da daha çok yana, geriye oynamalarından kaynaklanıyordu.

Mesela ilk golde, Selçuk orta sahadan peşine takıldığı oyuncuyu tam ceza sahasına girecekken takibi bıraktı. Ama Edin Visca işin peşini bırakmayarak topu Galatasaray ağlarına bırakıverdi.

İkinci golde takım halinde durmayı tercih etti Galatasaray… Bunun sonucunda da adeta yürüyerek defansın arasına giren rakip, kaleci Farnando Muslera’dan dönen topu Semih Şentürk’ün tamamlamasıyla rahat bir gol daha buldu.

İlk golün ters kanattan kopyası denilebilecek bir pozisyonda, Doka Madureira’nın yerden etkili ortasını kaleye plaseleyen Brezilyalı futbolcu Marcio Mossoro farkı üçe çıkardı. Mossoro’yu takibi bırakan futbolcu, ilk golde olduğu gibi Selçuk’tu.

Son sözü ise Doka söyledi: 4-0…

Galatasaraylı oyuncular, kulübün 109’un yaş gününün gecesinde, daha çok belediye çalışanlarından oluşan Başakşehir taraftarının ‘Beş… Beş… Beş…” sesleri arasında hakkını veremedikleri o şanlı formaya maalesef leke sürdüler.

Maç tamamlandığında Galatasaraylı futbolcular 106,9 kilometre koşarken, kadrosunda Galatasaray’ın geçmiş yıllarda yeterli bulmayıp yolunu ayırdığı tam 6 futbolcu bulunan Başakşehir 113,8 kilometreye ulaşmıştı… Bu oran, hafta içi oynanan Dortmund maçında 106,4 kilometreye karşılık 117,5 kilometre ile yine Galatasaray aleyhineydi.

Başakşehir karşısında forvet Burak Yılmaz, kaleyi ilk olarak 65′inci dakikada yoklayabildi. Selçuk’un ilk şut denemesi 66′ncı dakikada geldi. Wesley Sneijder ise 67′inci dakikada kendi adına 6′ncı şutunu çekiyordu.

Kısacası Galatasaray rakiplerinden az koşarak, az mücadele ederek resmen her maçı bir kişi eksik oynuyor.

Hâl böyle olunca da kazanamıyor Galatasaray…

Bu şekilde oynamaya devam ederse de kolay kolay kazanamaz.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen, lider Beşiktaş’ın yarın deplasmanda kazanması halinde bile zirvenin sadece 4 puan gerisinde Galatasaray. (Ki kaybetti puan farkı sadece 1…)

Koskoca bir sezonu daha kaybetmemek adına takımı toparlamak, İtalyan hocayı silkelemek ya da daha radikal kararlar almak yeni yönetimin ilk icraatı olmak zorunda.

Mevcut tabloda, harekete geçmek için yarını beklemek bile çok geç olabilir.