İskender Baydar
14 Mart 2015

YETMEZDİ YETMEDİ DE

Saatler takriben 16.18…

Hafta sonuna özgü ailevi işleri tamamlamış olarak çoluk çocuğu eve bırakmak üzere stadın önünden geçiyorum.

Maslak’tan Edirne yönünde TEM’e döndükten 200 metre kadar sonra, otoyola paralel yan yolu geçmeye çalışan 8-10 kişilik bir taraftar grubu gördüm.

Yol vermek için hafifçe frene dokunduğumda arkamdaki minibüsün selektörleri gözbebeğimi zedeledi resmen. Taraftarlar da caddeyi geçmek için hareketlendiğinden çaresiz frene asıldım. Lastik çığlıkları arasında durmayı başardık. Ve o taraftarlar can vermeden, biz ailecek minibüsün altında kalmadan sonuçlandı bu sahne…

Yazıya niye mi böyle girdim… Çünkü sahadaki mücadele futbolun sadece bir boyutu… Dün Arena’ya giden 26 bini aşkın Galatasaray taraftarından otopark kartına sahip olamayan çoğu benzer mücadelelerle vardılar stada…

Bir metro tüneli açılsın diye takımı sünnet çocuğu gibi saray saray dolaştıran yöneticiye sorun gerisini…

Gelelim maça…

Kim ne derse desin Başakşehir bu ligin dişli takımlarından…

Yenemesem de yenilmeyeyim diye çıkıyor maça.

Puan tablosundaki yeri ve aldığı sonuçların dağılımı da bunun kanıtı.

Buna rağmen, oyuna Galatasaray’ın başladığı maçta, daha 17’nci saniyede pozisyonu bulan takım Başakşehir oldu… Ligin en erken gollerinden birinin gelmesini Galatasaray defansının becerisinden çok Başakşehirli oyuncuların beceriksizliği önledi.

Sonrasında “Çanakkale geçilmez”i oynayan bir Başakşehir, “Hattı müdafaa yoktur, sattı müdafaa vardır. O satıh bütün bir sahadır” diyen bir Galatasaray izledik.

Buna rağmen Başakşehir’in direncini kırmakta zorlandı Galatasaray.

Direnci kıran gol, Sabri Sarıoğlu’nun ortası, Selçuk İnan’ın muhteşem volesi ile geldi.

Hem atılışı hem zamanlaması ile kusursuz bir goldü.

Galatasaray ikinci yarıya bu golün moraliyle başladı.

Ama şunu unuttu. Başakşehir yenik duruma düşene kadar topu rakibe bırakıyor, yenik duruma düşerse sazı eline alıyordu ligde.

Bunu unutmasına rağmen şans yüzüne güldü, bence asla penaltı olmayan bir Başakşehir atağını hakemin devam ettirmesiyle ikinci gol geldi.

Yasin Öztekin’in yarattığı pozisyonu Umut Bulut tamamladı ve Galatasaray 50’nci dakikaya kağıt üzerinde rahatlayarak girdi.

Öyle olmadığı sonraki dakikalarda görüldü.

Bruma tel tel dökülürken Yasin’in oyundan çıkması, Başakşehir’in oyunu bırakmaması ile kâbus dakikaları başladı.

Önce Mehmet Batdal, sonra Cenk Şahin skoru 2-2’ye getirdi.

Yasin-Dzemaili değişikliği ile büyük bir hata yapan Hamza Hoca, öylesine donup kaldı ki, Galatasaray 3’üncü değişikliğini bile yapamadı.

Ve şampiyonluk yolunda çok kritik bir maçta, beraberlik golünden maçın bittiği ana kadar geçen yaklaşık 10 dakikada Galatasaray pozisyon bile bulamadı.

Bu maçı Galatasaray kazansaydı bile, “Bu oyun şampiyonluğa yetmez” diye yazacaktım.

Şimdi biraz daha fazlasına ihtiyaç var. Galatasaray hem daha iyi oynamak, hem de rakiplerinin takılmasını beklemek durumunda…

Bir de parasını alamadan üst üste iki derbi kazanan basketbol şubesi gibi ekstra şeyler yapmak zorunda…

Hocası, oyuncusu, taraftarı ile kenetlenmeleri lazım.

Yoksa işleri çok zor benden söylemesi…

Unutmadan; geçmiş olsun Kerem Gönlüm…

Senin bir sayı uğruna verdiğin mücadele örnek olmalı herkese…

***

‘Son bir not’ olamayacak kadar önemli bir dip not…

Çanakkale Zaferi’nin  100’üncü yıldönümü sadece Galatasaray taraftarının hatırlaması gereken bir şey midir…

Bizi bir ülke, bir millet yapan bu zafer bu kadar sönük mü anılmalı, kutlamalar Çanakkale’de tek bir güne mi sığdırılmalı?

Onbinlerce kilometre uzaktan gelip atalarını anan Yeni Zellandalıları kıskanacağımı hiç düşünmezdim; bu ülkede bunu da gördüm…

twitter.com/iskenderbaydar

instagram.com/iskenderbaydar

facebook.com/iskenderbaydarcom