İskender Baydar
5 Kasım 2014

DORTMUND FACİASI

Maç öncesinde kumandanın ‘info’ tuşuna basıyorum ilk düdüğün çalmasına kaç dakika kaldığını görmek için…

Bizde yayın akışıyla info bilgileri pek tutmadığı için Şampiyonlar Ligi’ne dair bir şey yok alt yazıda; muhtemelen bir dizi bilgisine ait olan “Kaderimin Yazıldığı Gün” ifadesi beliriyor ekranda…

İfadenin yanlış, içeriğin doğru olduğunu anlamak için de 90 dakikanın sonuçlanması gerekiyor.

Evet; rakip Dortmund’du Şampiyonlar Ligi’nde…

İkizler burcu olmam sebebiyle çok alışkın olduğum türden bir performans sergiliyordu bu sezon Alman takımı…

Bundesliga’nın çoğunluğu gündüz oynanan maçlarında tel tel dökülüyordu…

Geride kalan 10 maçta 2 galibiyet, 1 beraberlik, 7 mağlubiyetle, 18 takımlı ligde 17’nci basamaktaydı.

21:45’te başlayan Şampiyonlar Ligi’nde ise adeta kan emici bir vampire dönüşüyordu.

Galatasaray karşısında ilk düdük çalmadan önce geride kalan 3 maçta 9 gol atmış, hiç yememiş ve 9 puan almıştı.

Galatasaray’a bir kez daha 4 daha attı ve gol sayısını 13’e, puanını 12’ye yükseltti.

Hakan Balta’nın Galatasaray adına Kupa 1’de 200’üncü golü atması maalesef teselli bile olamadı.

Türk Telekom Arena’da yenilen 4 gol ile Dortmund’u sahası Signal Iduna Park’ta yenilen 4 gol arasında bazı temel farklar var…

İlk maçta takım hiç mücadele etmemiş ve bazıları birbirinin kopyası olan 4 gol takım olarak yenmişti. Bu kez takım mücadele etti ama bireysel hataların önüne geçilemedi…

İlk maçta Prandelli’nin takım kurgusu tamamen yanlıştı; bu kez takım kurgusu doğru ama başta Dzemaili olmak üzere oyuncu tercihleri yanlıştı.

Oyuncu değişiklikleri ise zamanlama ve isim olarak tamamen yanlıştı.

Bu Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’nde başarısız olduğu ilk sezon değil.

Son da olmayacak.

Galatasaray kadar Avrupa’da başarılı olamayan takımları, hatta şike cezasından dolayı Avrupa’da yer alamayan takımları tutanların bu konuda espri yapmaya yeltenmeleri olsa olsa birikmiş bir kompleksin ürünü olabilir.

Çok da umursamamak lazım.

Umursanacak tek şey, yarın Galatasaray adına ne yapılması gerektiği…

Burada da bir yol ayrımı çıkıyor karşımıza…

Ya Prandelli Galatasaray’ın kimliğini, karakterini, büyüklüğünü kavrayacak ya da Galatasaray Prandelli konusundaki ısrarını bırakacak.

Çünkü Galatasaray’ın üzerindeki yük çok ağır.

25 milyon taraftarına değilse bile, Ermenek’teki maden ocağında mahsur kalan 18 işçiden Mehmet Özcan’ın 5 yaşındaki oğlu Ömer Asaf’a hesap vermesi lazım Galatasaray’ın.

“Babama ‘Galatasaray maçı var’ dersek madenden çıkar” diyen minik Ömer’i üzmeye hakkı yok bu takımın.