İskender Baydar
4 Ekim 2018

YÖNETİM KAYBETTİ

Galatasaray her maça kazanmak için çıkar; sanırım bunda hepimiz hemfikiriz.

Ancak Porto deplasmanı öncesinde, Şampiyonlar Ligi’nin matematiğini de göz önünde bulundurarak, “Bu akşam bir puana razı olalım, bu maçı hiç oynamayalım” desek tahminimce yine hiç kimse itiraz etmezdi.

Aynen bu psikolojiyle başladık maçı izlemeye.

Aslında bu psikolojiyle izlemeye başlayan da sadece ekran başındaki bizlerdik…

Fatih Terim gayet net bir şekilde kazanmak için çıkarmıştı takımını sahaya.

***

Maçın başlama düdüğü çalındığında, ligde yaşadığımız deplasman kâbusunun Şampiyonlar Ligi’ne sirayet edip etmeyeceğinin endişesini taşıyorduk.

Oyunun ilk dakikaları gayet dengeliydi.

İlerleyen dakikalar ise tamamen bizim lehimizeydi.

Saniyeler 12’nci dakikadan 13’e doğru yuvarlanırken, savunmada yapılan soğukkanlı paslaşmaların ardından, Fernando Reges’in sola Martin Linnes’e verdiği, onun da hiç bekletmeden Henry Onyekuru’ya aktardığı pas, Nijeryalı oyuncunun adrese teslim ortasıyla Sinan Gümüş’e ulaştı.

Ne var ki Sinan’ın bekletmeden vuruşunda Maxi Pereira’nın mucizevi müdahalesi Galatasaray’ın öne geçmesini önledi.

Dakika 25 ile 35 arasında oyuna hâkim olan takım Porto’ydu…

Bu bölümde Yacine Brahimi’nin volesinde Fernando Muslera’nın kurtarışı mükemmeldi.

Hemen ardından Younes Belhanda’nın pasında topla buluşan Garry Rodrigues, meşin yuvarlığı zekice Yuto Nagatomo’nun önüne yuvarladı.

Japon’un vuruşu, Porto kalesindeki büyük tecrübe İker Casillas’a takıldı.

Sadece bir dakika sonra, Ryan Donk’un uzun pası ile pozisyona giren Onyekuru’nun şutu yan ağlara takıldı.

İlk yarı biterken, kendi sahasından aldığı topla kontra atağa çıkan Sinan’ın, topu metrelerce sürdükten sonra yine Casillas’a takılması ise büyük bir şanssızlıktı.

Sinan bu pozisyonda pas verebilir miydi diye pozisyonun tekrarını devre arasında defalarca izledim.

Sinan’ın yerinde ben olsam, inanın ben de kaleye vururdum.

Gel gelelim, mutlu gidilen devre arasından maalesef mutsuz döndük.

İkinci yarının hemen başlarında, eski oyuncumuz Alex Telles’in sol kanattan kullandığı kornerde, adam paylaşımında yapılan anlık hata sonucu, Moussa Marega’nın bomboş kalarak yaptığı kafa vuruşu Porto’nun 1-0 öne geçmesiyle sonuçlandı.

Gol sonrası Rodriguez ve Sinan ile girilen pozisyonlar, Galatasaray’ın hiç de hak etmediği 1-0’lık sonucun değişmesine yetmedi.

Galatasaray, Şampiyonlar Ligi grubunda lider başladığı haftayı 3’üncü basamakta tamamladı.

***

Gelelim maç dışı notlara…

Bir; böylesine bir maç sonrasında hiçbir oyuncuyu eleştirmem.

İki; elindeki en ideal kadroyla, kazanmak için sahaya çıkan Fatih Hoca ve ekibini tebrik ederim.

Üç; bugüne kadar ortaya hiçbir proje koyamayan, sponsor bulamayan, ilk 11’e Emre Akbaba dışında transfer yapamayan, Anadolu kulüplerinin getirdiği forvetleri bile bulup getiremeyen, tüm bunlara rağmen genel kurulda artistlik yaparak üyelere “Köfteler” diyen, koltuğunun hakkını veremeyip kendini dert üstü murat üstü noktaya taşımak için taraftara oynayan Sayın Mustafa Cengiz’e de selam ederim.

Kusura bakmayın Başkanım, bugün Porto yedek kulübesinde bile üç forvet vardı.

Bu gece hoca ve takım kazandı, siz kaybettiniz.

***

Bundan sonra ne mi olur?

Tüm olumsuzluklara rağmen 24 Ekim akşamı Terim yönetimindeki aslanların Schalke 04’ü Ali Sami Yen Arena’da yenip yoluna devam edeceğine ve bu gruptan çıkacağına inanıyorum.

Umarım yönetim devre arası transferinde gerekeni yapar da bu gruptan sonrasını hep birlikte konuşabiliriz