İskender Baydar
21 Mart 2014

YÖNETİME SORULAR…

Ülkede neredeyse hiçbir şeyin dünden daha iyiye gitmediği bir gerçek… Gözü tarafgirlikten körelmeyen, vicdanı taşlaşmayan, ‘Aman benim düzenim bozulmasın’ demeyen aklıselim herkes bunu görüyor.

Böylesine keyifsiz günlerde bile insanı hayata bağlayan, yüzünü güldüren, sevindiren şeyler vardır bu fani dünyada…

Ailesi, arkadaşları, sevdikleri ve gönül verdiği renkler gibi…

Bazen bir çocuğun gülümsemesi, bazen yakındaki bir elin sıcaklığı, bazen uzaktaki bir sevgilinin varlığı, bazen de bir topun çizgiyi geçmesi sizi mutluluktan, keyiften, zevkten, heyecandan havalara uçurur.

Profesyonel olarak geçimimi sağladığım işim başımdan aşkınken, site açıp sık sık Galatasaray yazmaya çalışmam da, bulutlarla kaplı gökyüzünden sızan bir gün ışığını kovalamaktan başka bir şey değil aslında…

Bazen bulutlar sert bir rüzgârla dağılır; küme düşme noktasından dönmüş bir takımın üst üste iki yıl şampiyon olduğuna tanıklık eder ve deliler gibi sevinirsin.

Bir gün, hiç beklemediğin bir anda amansız bir tufan kopar ve asırlık çınarı kökünden zorlar…

İşte o gün var gücünle sevdiklerine sarılıp kıyametin dinmesini beklersin…

Hayata ve futbola bu pencereden baktığım için, Chelsea karşısındaki ruhsuzluğu dile getirdiğim maç yazısından sonra iki gün kalem oynatmadım.

Önce, geçmişteki zaferleri ve son iki yılda yaşanan büyük başarıları unutup sosyal medyada hakaretler yağdıranlar ortaya çıktı.

Ardından ultrAslan’ın açıklaması geldi…

Yer yer haklı eleştiriler içeren ama eksik ve zamansız bir açıklamaydı.

Haklıydılar çünkü sahaya yansıyan ruhsuzluk inkâr edilemez düzeydeydi.

Haksızdılar çünkü bir numaralı sanık sandalyesine oturttukları Mancini sadece sorumlulardan biriydi.

Ardından, maçtan yaklaşık 48 saat sonra, kalan dokuz haftanın önemine dikkati çeken, kenetlenme vurgusu yapan resmi site açıklaması geldi.

Açıklamada yer alan; “Bu dokuz haftada hocanın oyundan aldığı oyuncular kızmayacak, kırılmayacak… Bu nedenle eleştiriye uğrayan hoca kızmayacak, kırılmayacak… Yönetim kendisine gelen eleştirilere kızmayacak, kırılmayacak… Taraftar da takımına küsüp kırılmayacak” bölümünü ele alarak devam edelim yazıya…

Maç yazısında futbolcuların ruhsuzluğuna vurgu yapmıştım, o hakkımı kullandım…

Umarım kızmamışlardır, darılmamışlardır.

“Ben sopayla takım yönetmem” diyen Mancini’ye, bu anlayışını desteklemekle beraber sopanın yerine arkadaşlığı, sopanın yerine sevgiyi koyamadığı sürece başarılı olamayacağını hatırlatmıştım.

Umarım kızmamıştır, darılmamıştır.

Maçtan sonra ‘şahsi resmi sitemin:)’ manşetine taşıdığım ve yere göğe sığdıramadığım Galatasaray taraftarını da az önce bu yazıda eleştirdim…

İnanıyorum ki daha önce yazdıklarımı bildiklerinden bana kızmamışlardır, darılmamışlardır.

Dolayısıyla geriye bir tek yönetimle ilgili konu kalıyor.

Şimdi de biraz işin o boyutunu yazalım. Çünkü ortada cevaplandırılmayı bekleyen çok soru var.

Önce Arena cephesinden başlayalım:

Son bir yılda üst düzey pozisyonda görev yapan en az 7-8 profesyonel yönetici görevinden ya ayrıldı ya yollar ayrıldı… Çalışanlar mı yanlış seçildi, sistem mi yanlış kuruldu?

Görevlerinden ayrılan ya da alınan yöneticiler için ne kadar tazminat ödendi?

Bir türlü düzelmeyen çim saha neden hep aynı firmaya yaptırıldı? Oyuncuların ayakları sık sık bileğine kadar yumuşak zemine gömülürken ve ciddi sakatlanma tehlikeleri yaşanırken hesap soran oldu mu?

Marmara Hukuk mezunu bir avukat kendisini nasıl olup da Galatasaray Hukuk mezunu olarak gösterip işe girdi ve sadece altı ay gibi kısa bir sürede nasıl olup da kulübü 500 bin TL civarında dolandırmayı başardı?

Gelelim Florya’ya…

Yılda 2,6 milyon Euro kazanan futbolcu, yılda 3,7 milyon Euro kazanan futbolcuya pas vermemeye özen gösterirken, ‘Abi’ olarak göreve getirilen ve tüm Galatasaraylılar’ın çok sevdiği Futbol İdari Koordinatörü Tomas Ujfalusi bu sorunu çözmek için bir şey yapabildi mi?

Ya da yılda 3 milyon Euro kazanan forvetle 4,5 milyon Euro kazanan forvet arasındaki sıkıntının farkında mı Tugay Kerimoğlu?

Farkındaysa bir şey yapıyor mu?

Chelsea maçı öncesinde yöneticiler yumruklaşma noktasına geldi mi?

Galatasaray Spor Kulübü üyesi taraftarlarla yöneticiler arasında tartışma yaşandı mı Londra’da?

Yönetimin kızmadığını, kırılmadığını düşünerek soruyorum tüm bunları…

Ne de olsa resmi siteden yapılan resmi açıklama bu yönde…

Yazı gereğinden fazla uzadığı için Galatasaray Adası konusunu Mali Genel Kurul öncesine bırakma hakkımı kullanıyorum.

Son söz olarak da taraftara sesleniyorum:

“Mancini elbette sorumlu ama sorumlulardan sadece biri…”

Giderse gider zerre üzülmem…

Tazminat olarak ödenecek paralara üzülürüm sadece…

Ama bu paraların hesabını da kulübü yönetemeyenlere sormak boynumun borcu olur.